zaterdag 4 april 2009

Mustafa Hakkında Herşey

Mustafa (F.Kuşkan) her işinde mükemmeli isteyen bir reklamcı, Fikret (N.İşler) ise Sıradan bir taksi şöforüdür. Mustafa'nın karısı Fikret ile beraberken geçirdiği bir kazada hayatını kaybetmiştir. Mustafa ise o güne kadar henüz görmediği Fikret'in karısıyla neden birlikte olduklarını öğrenebilmek için Fikret'i dağ evine kaçıracak ve günlerce çeşitli yollarla karısı ile Fikretin arasındaki ilişkiyi çözmeye çalışacaktır.
(kaynak: wikipedia)

Bu filmi zamanında -ilk çıktığında- korsan yollara başvurarak DVD'ye kopyalamıştım. O yıllarda film indirmek daha baya zahmetli işti. DVD yapmak ise ustaların işiydi. Filmi DivX şeklinde indirip DVD felan yapman gerekiyordu, ki bu gerçekten eziyetin önde gideniydi. Imkânlar öyle gerektirdiği için başka çaremiz de yoktu (o günler orijinal film almazdım, racona tersti). Velhasıl-ı kelâm korsan DVD'den izlemeye çalıştım birgün bu filmi, hemde korsan modifiye edilmiş Playstation'ımda. Korsanlığından olsa gerek, film 10 dakikaya varmadan takılmaya başladı. Ne yapıp ettim, bir türlü olmadı. Sonra küfürler eşliğinde DVD'yi çöpe attım ve sanırım en son eziyetle korsanladığım DVD o oldu.

Şimdi (o günler 2003 senesini gösteriyordu) 2009'a merdiven dayadık. Yoksa 2010'a mı dayamış oluyoruz? Bir yere bir şey dayadık işte, ama kısaca sene 2009'dayız. Ben efendi biri olmuşum. Yaklaşık 180 orijinal DVD barındırıyorum evimde felan. Korsana kesinlikle hayır demeye başlamışım. Öyle yonetmenleri, oyuncuları, sanatçıları felan taktığımdan da değil. Sadece acayip güzel oluyor film koleksiyonunun tamamen orijinal DVD'lerden ibaret olması. Iki tane de çok güzel DVD dolabı aldım, camlı felan. Off diyorum size. Neyse, konuya döneyim. 6 yil geçti, yıl 2009 oldu ve filmi izlemek şimdiye nasipmiş. Bir kaç hafta önce Istanbul'dan "Mustafa Hakkında Herşey" filmini aldım ve bugün izledim.

Film böyle çok mutlu aile ortamı gibi felan başlıyor ve çabuk da hızlanıyor heyecan yaratıyor. Ben film boyunca genelde heyecanla izledim. Ilk başta başrolü oynayan Mustafa'ya acıyorsun felan, ama sonrasında kendisini it yerine koyuyorsun. Kendisi biraz böylem, nasıl derler, nasıl ifade etsem, hmm, argo mu kaçar acaba, evet evet başka yolu yok...zengin elit piçi. Hemde süzmelerinden. Çok kibirli, altındakilerini aşağlayan felan. Işte bunları film esnasında görüyorsun, hiç bir sempatin kalmıyor adama. Hâlbuki adam bir trafik kazasında karısını kayıp ediyor ve yanında (tarafından boynuzlandığı) erkek bulunuyor. Yani insan başta ister istemez acıyor Mustafa'ya. Ama içiniz rahat olsun, kendisi çok piç çıkıyor sonra.

Bir repliklerinde Mustafa kaçırdığı Fikret'e "siz çok pis kokuyorsunuz" diyor ve bunun pastırma ve kokoreç yemekten kaynaklandığını iddia ediyor (kokoreçe kurban ol sen..). Ve peşinden "bokunuz da iğrenç kokuyor" diyor. Fikret ise biraz gülümseyerek "bok bu, kokar" diye cevap veriyor. Mustafa süzmesi de orada sinirlenerek "benim bokum kokmaz" diye bomba bir iddiada bulunuyor. Eh bu kadar süzme olunur, bu kadar ukalâ olunur değil mi? Seninki Donna Karen New York olarak mı çıkıyor götünden be adam? Neyse sanırım ben de Türk teyzeleri gibi çok kaptırdım kendimi filmlerdeki karakterlere.

Filmi ben çok beğendim ve diğer Çağan Irmak filminde (Issız Adam) olduğu gibi, bunu da tavsiye ediyorum herkese. Issız Adam'da müzikler süperdi, bu filmde ise sürekli "Bir Derdim Var" şarkısını duyuyorsun sekizbindörtyüzelliyedi varyasyonda (akustik, enstrümental, rock, opera, urfa havası, R&B, psychedelic vs...çok attım farkındayım). Bunun haricinde çok da klasik müzik duyacaksınız. Idare eder işte. Çağan Irmak müzik seven tiplerden ama bu kesin. Ha bunu da es geçmek istemiyorum: Çağan Irmak yine bir anneyi melek olarak göstermiş filmde. Gerçek hayat uyarlaması gibi. Bütün annelerimiz melek, Mustafa'nın annesi de öyle.

Filmden beni etkileyen sözlerden biri (tabii ki bir anne söylüyor. Annelerimize kurban):

"Oğlumsun, seni ben var ettim, günahın da benim, sevabın da.."(gibim bir şey)


Izleyin, görün...
.

7 opmerkingen:

Ngiool zei

Olm, bu filimin korsani bende duruyo. senden almistim, manevi degeri varsa geri vereyim :P. Ben gayet guzel seyrettim

ama filimi gormeyenler icin baya bi anlatmistim

ErsinB zei

Benden mi aldin? Yoksa 2 tane mi cektim lan? Benimki garanti calismiyordu cunku. Herhalde ondan sonra Bulent'ten aldim. Su an sendeki, benim Bulent'ten odunc aldigim DVD :D. Ama o da calismiyordu sanki. HBunlar da sarap gibi eskidikce daha mi iyi oluyor ne? Neyse artik orijinali var. Film guzeldi :D.

Anoniem zei

Bende i-netten izlemistim, o da mi korsan oluyor kine? Olmuyor bence, baskasi calmis ortalik yere koymus; ortak mal olmussa, gunahinin beni irgalamamasi gerekiyor di mi? -di.(bknz: vicdanini kazikliyan kisi)

Film harbi guzeldi, öcülü sahneleri ayri bir özellik katmisti.

=real anoniem izleyin diyor=

Aziz Bakır zei

Nilufer abla sagolsun bu filme bakabildik.. City of God'a da bakabilme sansi vardi o gece:P. Iyiki buna bakmisiz. Ve.. Bi haftasonunda ilk defa 4 filme baktim. The Descent - Mustafa - "Freddy":P - Friday The 13th. Puhaha

ngiool zei

olm jij had een gare dvd speler

ErsinB zei

@Real Ano
Hi hi oyle kandiralim kendimizi. Baskasi calmis, biz sadece calintiya bakiyoruz. Bakalim dogru mu calmis diye. Umarim dogru calmistir :idi:

Evet o oculu sahneler iki yusuflatmisti beni. Korkun bir adamdi vesselam.

@Aziz
Ben bir de "Inside Man" ve "Sword of the Stranger" izledim o haftasonu :D.

@Ngiol
Ik heb die fucking DVD speler nog steeds. Al doet die t wel bij originele DVD's. Soms wat haperen, maar hij doet hij doet. Film demek sende ha, hahaha. Onu Bulent'e geri vermek lazim :idi:.

Anoniem zei

Ben almanyadan sevgi, gercekten cok guzel bir blog, eger twitter veya facebook sayfasi varsa hemen
ekliycegim.