woensdag 2 december 2009

Kansız

Artık yorgunluk gına getirdi. Bunu sürekli paylaşmam da gına getirmiştir artık. Ne yapayım oğlum? Yorgunuz, uykusuzuz işte. Ama küçük ihtimalle belki sanırsam kanımca yakında bir sonuç çıkacak. En azından bir neden/sebep teşhis edilecek. İnşallah. Zira, geçen hafta -1 hafta hasta kaldıktan sonra- doktora gittim. Rahatsızlığımı, yorgunluğumu ve uykusuzluğumu dile getirdim. Hollanda’daki doktorlar pek de işin ehli değil gibi gibi duruyor çoğu zaman. O yüzden bana şu soruyu yöneltmesi hiç şaşırtmamıştı: “belki de depresyondasın, depresyonda mısın?”. Bu nedir abi ya? Nedir bu? Kendimi depresyonda hissetmediğim için olumsuz cevap verdim tabii ki buna. Doktor eh'ledi meh'ledi, “neyse önce bir kan testi yapalım barı, sonra bir şey çıkmazsa depresyon olayına gireriz” tarzı bir şeyler dedi. Kan aldırmam gerekiyordu yani.

Şimdi kan aldırmayı HİÇ sevmem. Zaten hatırladığım bir kan aldırma vakası vardı, orada da kan aldırırken bayılmıştım. Haliyle biraz ürküyordum. Annemin zorlamasayıla ertesi gün sabah kan aldırmaya gittim kardeşimle. O zaten kan aldırmaya abone olduğu için, her şeyi biliyordu. Girdim, bekleme odasında heyecanla bekledim, sonra sıra bana geldi. Kanı alan bir Türk bayanıydı. Güleryüzlüydü de Allah için. Böyle bir rahatlama oluştu bende. Neyse oturdum, iki sohbet derken, sol koluma girdi iğne. Ben tabii ki iğneye bakmıyorum, sağa doğru bakıyorum, dötüm yemiyor. Sonra oradaki hemşire bana “senden yardım istiyorum” dedi ve iğneyi tutmamı istedi. Kolumdaki sıkma mekanizmasını (nedir ismi bilmiyorum) yeniden sıktı. Sonra “kan çıkmıyor” dedi ve iğneyi çıkardı. İğnenin çıkmasıyla beraber ben de bedenimden çıktım. Başım manyak derecede sallanmaya başladı, çifter çifter görmeye başladım cisimleri. Karşımdaki hemşire kız hemen su teklif etti, ama bardak bulamadığı için, sürahiden içtim =D. Ayı gibi.

Kendime geleyim diye bana sorular sormaya başladı. Ne sorduğunu da unuttum vallah. Sadece bazı sorularına çok alakasız cevap verdiğimi hatırlıyorum =D. E başım dönüyor, kendimde değilim, adam akıllı cevap vermek zor o halinle. Bir kaç dakika sonra Allah’tan kendime geldim. Sol kolumdaki damarlar çok mu inceymiş, çok mu darmış, pek teknik detaylarını bilmiyorum, ama sağ koluma geçtik işte. Oradan 5 6 tane şişe çıkardı (şişe dediysek Coca Cola şişeleri değil tabii ki, şu küçük şeyler, neyse işte, ondan). Hemencik bitiverdi. Eve gittim, ama bütün gün sanki içimden kan alıyorlarmış hissi vardı. Bu hafta sonuçlar için doktoru arayacam daha. Neyse..

Uykusuzluk problemim hâlâ mevcut olduğu için doktora bir de uyku ilacı sormuştum, ama vermedi. O yüzden internetten aradım. Buldum da. Sipariş ettim ve ertesi gün hemen geldi. Kullanıyorum da artık. Gerçi hâlâ uykuya sokmuyor beni. Yatağımda yine kıvranıyorum en az 1 saat. Geceleri 2 3 defa uyanıyorum da hâlâ. Ama bir şekil sanki uyumuş gibi bir his veriyor haplar. Pek yorgun kalkmıyorum. Çünkü bu büyük problemdi bende. Haftalardır uyumamakla beraber, sabah gebermiş bir şekilde uyanıyordum. “Insomnia'm bir de hipersomnia'ya mı yol açtı lan. Açar mı ki?” diye düşünüyordum. Ama düşünmenin faydası ne demi? Hapları aldık işte. Bakalım bu haplarla ne kadar idare edebilecem. Sağlıklı olduğunu sanmıyorum. Zaten FDA onayı da yokmuş. Yasadışı mıdır nedir haplar bilmiyorum, ama lâzım baba, uyumam lâzım.

.

Geen opmerkingen: