zaterdag 6 maart 2010

Cunta'm izindeyiz!


Acaba?


Gerçi "early warnings.." sayılmıyor, neredeyse bütün tarihimiz böyle.
Ondan sonra tehlikeden bahsedilir...


Çok eskidiği için (slogan) ve tekerrürden ibaret olduğu için (statüko), zihniyetin farkındayız. Bir de "ilerici" "aydınlar" farkında olsa tehlikenin. Yıl 2010, zihniyet '60-'70-'80-'90lı yıllar ve hattâ daha da öncesi.

Gidişât?

Kimilerinin başta halay mendili gibi havada salladığı belgelere kâğıt parcası dedikten sonra "Belgeler gerçek olabilir" itirafları, ama diğer yandan da ilelebet muhâlefet edenlerin parmak izi talepleri. Yâni gidişât meçhule doğru. Yeterki bu dönem, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sloganının yürürlüğe geçmesiyle sonuçlansın. O olmadı, en azından "kuvvetler ayrılığı" adam akıllı sisteme monte edilsin, işlevini yerine getirsin.

Ama şimdilik doğum sancıları olacak. Bazı içeriden tepenlere kürtaj yapmak lazım aslında, ama bu da pek insancıl yol olmuyor. Doğmasını yahut düşmesini bekleyeceğiz artık. Yahut özürlü doğacak ve hayata öyle devam edecek.

Neyse bu kadar metafor yeter. Içim dışım Ergenekon, HSYK, yargı reformu, "Irticaya karşı eylem planı", Balyoz, Kafes ve benzerleri oldu ya. Türkiye'yi takip etmek meslek tadında bir fiil. Emek istiyor, öyle böyle değil üstelik, baya baya.
.

Geen opmerkingen: